Alternatif Menü
       Ana Sayfa
       Huder Forum
       Dergimiz
       Dokümanlar
       Site Üyeleri
       İnternet Bağlantıları
       Yargı Kararları
       Planlanan Faaliyetler
       Gerçekleşen Faaliyetler
       Sürekli Faaliyetler
       Ziyaretler
       Basın Açıklamaları
       Şube Yöneticilerimiz
       Tüzüğümüz
       İletişim ve Ulaşım
       Fotoğraf Galerisi
       Site İçi Arama
       Basında HUDER

En Hit 10 Döküman
 
1 Hukuk Devleti Olmaklığın Dayan 18156
2 Yemen Gezi Notları 16359
3 Bosna Hersek Gezi Notları 16286
4 Devre tatil sözleşmelerinde di 15154
5 Kamu İhale Yasası Üzerine Değe 14453
6 Cumhurbaşkanlığı Seçimi, Cumhu 12755
7 Başörtüsünün Hukuki Mahiyeti 11538
8 Mısır-Ürdün-Suriye Gezi Notlar 9744
9 Memurların Yargılanması 9075
10 AİHM'e başvuru ve sonrası 7363
 

Son Eklenen 10 Döküman
 
1 Hukuk, Hukukçu ve Hukukta Refo 5849
2 Türk Demokrasisinin 56 Yılı ve 6755
3 Öyleyse Neden 6677
4 Sunuş 5709
5 Afet Kararnameleri 6088
6 Hukukçular İçin Muhtemel Mesle 6017
7 Havana Kuralları 5608
8 Borsa ve Bölgesel Borsalar 6225
9 Memurların Yargılanması 9075
10 Kamu İhale Yasası Üzerine Değe 14453
 

En Çok Okunan 10 Karar
 
1 Devre tatil sözleşmesinin ipta 17446
2 Devre tatil sözleşmesinin ipta 13265
3 İdari para cezaları kesinleşme 11777
4 İcra takiplerinde asgari vekal 10821
5 Vergi davalarında nisbi ve üst 8611
6 Geçmiş Kart Aidatına İade Kara 8462
7 Eğitime Hazırlık Ödeneği (Kırt 8284
8 Telekom Sabit Ücret İptal Kara 8186
9 Tel. Hattı almadan ADSL kullan 7906
10 Devre tatil sözleşmesinin ipta 7826
 

Son Eklenen 10 Karar
 
1 Telekomun uyguladığı sabit ücr 4832
2 Tel. Hattı almadan ADSL kullan 6062
3 Davayı kazanan İlam aslının al 6353
4 E-Posta Ile Sovme Sucu 5716
5 İdari para cezaları kesinleşme 11777
6 Adil yargılanma hakkı 6740
7 Tel. Hattı almadan ADSL kulla 6320
8 Evlilik nedeniyle iş akdinin f 6975
9 Başörtüsüne ilişkin iptal kara 5373
10 Geçmiş Kart Aidatına İade Kara 7036
 
 
 

 

HUKUKÇULAR İÇİN MUHTEMEL MESLEK HASTALIKLARI

  • Hukuk Her Zaman Üstündür. Hukukçu İse, Sadece Sahip Olduğu Erdemler Kadar Üstündür.
  • Hukukçu, hiçbir zaman sıradan birisi olmaya razı olmamalı, ama her zaman sıradan birisi gibi yaşamayı göze alabilmeli.

             Başlığa bakıp, “bu da nereden çıktı” demeyin. Her mesleğin kendine özgü hastalıkları vardır. Hukukçu olmanın da, bazı hastalıklara karşı kolay yakalanma riskini artırdığı bir gerçektir. Ne var ki hukuk sosyal bir meslek olduğu için, hukukçuların yakalanabileceği meslek hastalıkları da, daha çok sosyal cinsten olmaktadır. Üstelik bu hastalıklara herkes yakalanabilir. Ama biz hukukçuların daha kolay yakalanma ihtimalimiz var. Amacımız, mesleğimizi kötülemek ve meslektaşlarımızı incitmek değil elbette. Çabuk yakalanma riski taşıdığımız hastalık türlerine karşı dikkat çekmek ve biraz da kendi kendimize özeleştiri yapmak. Meslektaşlarımızın anlayışla karşılayacağını umarak, belli başlı birkaç meslek hastalığımızı irdelemeye çalışalım :
    Bilmediğini Bilmemek: Hukuk, doğumdan ölüme hayatın tamamını kapsayan bir bilim dalıdır. Herkesi ilgilendirir ve içine alır. Bu sebepledir ki sadece bürolarımızda veya mahkeme koridorlarında değil, her yerde hukuki soru ve sorunlarla yüz yüze geliriz. Hiç olmadık yer ve zamanlarda, “seni hazır burada bulmuşken...” diye başlayıp devam eden cümlelerle karşılaşmayan hukukçunun olduğunu sanmıyorum. Hukukçu, meslek hayatına atıldığı günden itibaren hep soran değil  sorulan, olmaktadır. Devamlı sorulan olma konumu, artı ve eksileri beraberinde taşımaktadır. Sorulan her soru, hukukçuyu yeni yeni araştırmalara sevkedebilir. Bu durum, hukukçunun mesleğinde yatay ve dikey gelişimini sağlar. Böylece, bireysel ve toplumsal sorunların çözümüne en büyük katkıyı yapmanın hazzını yaşar. İşte tam burada, hukukçuyu bir bubi tuzağı beklemektedir : Her şey kendisine sorula sorula, “ben bilirim” hastalığına yakalanmak. Bu hastalık bulaşmışsa, araştırma ihtiyacı da hissetmemeye başlar hukukçu. Mesleğe ilk atıldığı günden kalma kitaplarıyla yetinir. Artık mevzuatı takip etme ihtiyacı da hissetmez olur. Bu hukukçu, bir avukat veya savcı ise, “ben isteyeyim hakim ayıklasın” der. Eğer bir hakim ise “ben karar vereyim temyiz incelesin” diyebilir.

             Her Soruya Cevap Verme İhtiyacı:  “Ben bilirim” hastalığı bulaşan kimse, artık “bilmiyorum” kelimesini yavaş yavaş lügatından silmeye başlar. “Bu konuyu bilmiyorum”, veya “falan, bu işi benden daha iyi bilir” gibi ifadeler onun hayatında yer almaz. Yalan-yanlış da olsa mutlaka her sorulana cevap verme, her konuda görüş bildirme gereği duyar. Aksi takdirde kendisinin bilgisizliğine hükmedileceğine inanır. Bilmediğine, “bilmiyorum” diyemediği için, hem meslektaşlar yanında, hem de vatandaşlar nazarında kısa sürede itibar kaybına uğrar. Ama o bunun bile pek farkında olmaz.
    Duyarlılık Kaybı: Gerçekten hukuk ve tıp, problemler mesleğidir. Birisi insanın sağlık problemleri ile, diğeri de sosyal problemleri ile ilgilenir. Bu yönüyle iki meslek paralellik arzeder. Onun içindir ki “Allah Hakime ve hekime ne muhtaç etsin, ne de yokluklarını göstersin !” atasözünde olduğu gibi, birlikte mütalaa edilmişlerdir. Gerçekten iyi bir tabib veya iyi bir hukukçu, önüne gelen olaya duygusal yaklaşmamalı. Problem sahibinin duygularını anlayışla karşılamalı, ama kendisi, mesleğinin gereği ne ise onu yapmalı. Hiçbir zaman bizzat davacı veya davalı, müşteki veya sanık olmadığını aklından çıkarmamalı. Aksi takdirde kısa sürede sağlığını kaybedebileceği gibi, bir çok meslektaşı ile de ilişkileri bozulabilir. Devamlı stres altında yapılan hukukçuluktan ne kendine, ne meslektaşlara, ne de vatandaşlara fayda gelmez.
    Ancak, olayların bizzat tarafı olmamaktan kaynaklanan mesleki hayatımızdaki profesyonellik, hayatımızın diğer alanlarına, “duyarsızlık” şeklinde yansımamalı. Hukuk mesleğini icra ederken sergilememiz gereken “olayların dışında ve üstündelik” halini çevremizde, ülkemizde ve dünyada olup biten olaylara karşı sergilememeliyiz. Çevremizde cereyan eden hukuk ihlallerine karşı tepki vermek bir insanlık sorumluluğudur. Hukukçu olmak, ilave bir sorumluluk daha yüklemişken biz hukukçuların pek çok olayda gerekli tepkiyi vermemesi ancak bir “duyarlılık kaybı” ile izah edilebilir. Bu menfi durumu “duyarlılık aşınımı” diye de adlandırabiliriz.

             Özel Olma Arzusu: Daima “soran” değil, “sorulan” olmak, toplumda her şeye rağmen saygın bir meslek sahibi olmak ve çoğu zaman ekonomik olarak yeterli bir düzeye erişmek, bir kısım meslektaşlarımızda farklı ve üstün olma duygularını uyandırmaktadır. Halk gibi olmayı pek içine sindiremez artık. Dili ile söylemese de, davranışları ile kendini biraz halkın dışında ve üstünde görür. Kendine hep özel bir yer arar durur. Bir vatandaş gibi yaşamayı içine sindiremez. Onun bu haksız üstünlük fobisi, “sıradan birisi gibi olmak” ile, “sıradan birisi gibi yaşamak” arasındaki çok önemli farkı kavramasına engel olur. Hukukun üstünlüğü ile, hukukçunun üstünlüğünü birbirine karıştırır. Hukukun her zaman üstün olduğunu, hukukçunun ise ancak sahip olduğu erdemler kadar üstün olabileceğini ayıramaz olur.
    Bireyselleşme Eğilimi: Hukuk sosyal bir meslek dalı olmasına rağmen, kendini biraz halkın dışında ve özel hisseden hukukçular, sosyal hayatta fazlaca etkin olamazlar. Kültür ve sanat faaliyetlerinde ve sosyal aktivitelerde pek görünmezler. Kendi kendine yeterlilik duygusuna kapılırlar. Dünyaları gittikçe küçülmeye başlar. Yaptıkları şey, evi ile işi arasında gidip-gelmekten ibarettir. Entelektüel havalarına girerler ama, magazin basınına göz gezdirmekten öte okumaya tahammülleri yoktur. Okumaya ve düşünmeye zamanları olmadığından, hayatı algılamalarında bir derinlikleri yoktur. Olayları hep yuvarlak ve yüzeysel yorumlarlar.

    *      *      *

            Elbette hukukçulara musallat olabilecek meslek hastalıkları sadece bunlardan ibaret değildir. Veya bu hastalıklar başka meslek mensuplarında görünmez de değildir. Biz sadece, kişiliğimizi tehdit eden bir kaçına dikkat çekmek istedik. Eğer söylediklerimize alınganlık gösterecek meslektaşlarımız olursa, bu yazıyı ciddiye almamalarını öneririm. Hayatı ciddiye almayanların, bu yazıyı ciddiye almamaları önem arzetmez.

            Kendini, mesleğini ve sosyal hayatını, sağlıklı ve dengeli bir yere oturtabilen hukukçular saygın, başarılı ve faydalı olurlar. Bu sağlıklı dengeyi korumayanlar ya bir “vurdum duymaz”, ya da bir “stres küpü” olmakla karşı karşıyadırlar.

     

     

     

     

 
  Yazar: Av. Ahmet SORGUN (Konya Barosu) Okunma sayısı: 6018
   
Üye Girişi

Şifre:

 


Haftanın Karikatürü


Anket

CUMHURBAŞKANI KİM OLSUN ?

Toplam Oy : 496

 
 
2007-20010 © Huder.org