Alternatif Menü
       Ana Sayfa
       Huder Forum
       Dergimiz
       Dokümanlar
       Site Üyeleri
       İnternet Bağlantıları
       Yargı Kararları
       Planlanan Faaliyetler
       Gerçekleşen Faaliyetler
       Sürekli Faaliyetler
       Ziyaretler
       Basın Açıklamaları
       Şube Yöneticilerimiz
       Tüzüğümüz
       İletişim ve Ulaşım
       Fotoğraf Galerisi
       Site İçi Arama
       Basında HUDER

En Hit 10 Döküman
 
1 Hukuk Devleti Olmaklığın Dayan 18138
2 Yemen Gezi Notları 16339
3 Bosna Hersek Gezi Notları 16274
4 Devre tatil sözleşmelerinde di 15139
5 Kamu İhale Yasası Üzerine Değe 14405
6 Cumhurbaşkanlığı Seçimi, Cumhu 12738
7 Başörtüsünün Hukuki Mahiyeti 11528
8 Mısır-Ürdün-Suriye Gezi Notlar 9726
9 Memurların Yargılanması 9056
10 AİHM'e başvuru ve sonrası 7353
 

Son Eklenen 10 Döküman
 
1 Hukuk, Hukukçu ve Hukukta Refo 5833
2 Türk Demokrasisinin 56 Yılı ve 6739
3 Öyleyse Neden 6664
4 Sunuş 5697
5 Afet Kararnameleri 6078
6 Hukukçular İçin Muhtemel Mesle 6001
7 Havana Kuralları 5598
8 Borsa ve Bölgesel Borsalar 6213
9 Memurların Yargılanması 9056
10 Kamu İhale Yasası Üzerine Değe 14405
 

En Çok Okunan 10 Karar
 
1 Devre tatil sözleşmesinin ipta 17429
2 Devre tatil sözleşmesinin ipta 13245
3 İdari para cezaları kesinleşme 11750
4 İcra takiplerinde asgari vekal 10804
5 Vergi davalarında nisbi ve üst 8586
6 Geçmiş Kart Aidatına İade Kara 8453
7 Eğitime Hazırlık Ödeneği (Kırt 8264
8 Telekom Sabit Ücret İptal Kara 8169
9 Tel. Hattı almadan ADSL kullan 7892
10 Devre tatil sözleşmesinin ipta 7808
 

Son Eklenen 10 Karar
 
1 Telekomun uyguladığı sabit ücr 4825
2 Tel. Hattı almadan ADSL kullan 6040
3 Davayı kazanan İlam aslının al 6343
4 E-Posta Ile Sovme Sucu 5698
5 İdari para cezaları kesinleşme 11750
6 Adil yargılanma hakkı 6733
7 Tel. Hattı almadan ADSL kulla 6314
8 Evlilik nedeniyle iş akdinin f 6963
9 Başörtüsüne ilişkin iptal kara 5363
10 Geçmiş Kart Aidatına İade Kara 7025
 
 
 

 

HUKUK, HUKUKÇU ve HUKUKTA REFORM

Günümüz bilim ve teknik dünyası da göstermiştir ki,varoluştan beri dünya, sürekli bir değişim ve gelişim içindedir. Bu değişim ve gelişim  de toplumları,toplumsal değerleri ve ilmi çalışmaları etkilemektedir. Dün takdir ve teşvik  edilen,bugün yasaklanmakta;dün kerih ve sakıncalı görünen de bugün takdir ve teşvik edilmektedir. Ve belki de bugünün doğruları ve yanlışları da,yarın yanlış veya doğru olarak addedilebilecektir.

İşte hukuk, tüm bu değişim ve gelişimlerden en çok etkilenen bilim dalı olarak,kendisini,bu yeni ihtiyaç ve değerlere uyarlayabilmeli,ihtiyaca cevap verebilmeli ve toplumsal beklentileri,diğer müspet ve içtimai  bilimlerle kollektifliği sağlayarak gerçekleştirmelidir.

Aksi halde hukuk, bir bilim ve korunması gereken en üstün değer olmaktan çıkacak ve despotizmin hakim olduğu bir keyfiyete hizmet eden bir araç olmaktan kendini kurtaramayacaktır. Diğer tüm bilimlerden, sosyal gerçeklik ve değerlerden kendini tamamen soyutlayan hukuk,doğru neticeye ulaşmış olsa bile,hiçbir zaman gerçekçi, bilimsel ve adil olamayacaktır.

İdeal hukuk da böyledir. Topluma yön verir. Toplumların, kurumların ve bireylerin  birbirleri ile olan ilişkilerini düzenler ve kargaşanın, anarşinin, kayırmanın, haksızlığın önüne geçerek, daha insancıl, daha demokratik, daha barışçı ve istikrarlı bir yapının harcını oluşturur. Aynen bir bina gibi. Her binanın yapılması için elzem olan ana maddeler, diğer içtimai ve müspet bilimleri oluşturur. İşte toplumsal düzen ve istikrar binasının temelini yani olmazsa olmaz şartını da hukuk bilimi oluşturur. Bunun gibi,her ne kadar temel maddelere sahip olsa da,riyazi kanunlara riayet edilmeden yapılan bir bina nasıl çökmeye mahkumsa, özellikle globalleşen dünyada,toplum düzeni ve istikrar binasının riyazi kanunu olan hukukun olmaması halinde de,toplumsal yapı çökmeye mahkumdur. Yani kısaca çağdaş ve evrensel manada toplum düzeni ve yönetiminin temelini,hukuk ve ana nüvesi ve biricik hedefi olarak da adalet oluşturur. Konfiçyüs'e, ”Bir devlette en önce neye dikkat eder ve ıslahata nereden başlarsın?”,diye sormuşlar,cevap vermiş; ”Önce ekonomiden başlardım,ancak ondan önce toplumu ele alırdım,ondan önce de eğitimi düzeltirdim ve fakat hepsinden de önce adaleti tesis ederdim.” diyerek,daha öz mana da adalet teması ile hukukun önemine değinmiştir.

Bir bilim dalı olarak hukuk bilimi de, diğer bilimlerde olduğu gibi”ne, nerede, nasıl, niçin, neden, ne zaman ve kim? sorularına yanıt arar. Her bilim gibi bir tez başlar,daha sonra antitez ile fikir jimnastiği yapar ve neticede sentez'e yani yargıya ulaşır. Fakat ideal hukukta arayış hiç bitmez. Olması gereken  en iyi hukuk, hedefine yönlendirilmiş güdümlü bir ok gibi sürekli hedefini arar.

Hukuk ve hukuk bilimi,ehil olmayanların elinde tehlikeli bir silaha dönüşebilir ve şahsi siyasi menfeatleri sağlamaya yönelik bir araç olarak kullanılabilir. Daha sonra,toplumu önce kandırıp,sonra sindirmeye giden ve güdümlü demokrasi dediğimiz, temel ilke ve yasaların seçkinlere farklı, tabanı oluşturan ve karşıt görüşlü başka kimselere farklı uygulanmasıdır ki, keyfi uygulayıcıların elinde çok tehlikeli bir silah haline gelebilecektir. İdeal hukukun önündeki bu en büyük ve en tehlikeli engel olan siyasal hukuk tehlikesinin berteraf edilmesi için, her şeyden önce ehil hukukçuların oto kontrol sistemini devreye sokmaları ve hukukun aktif özneleri üzerindeki baskı ve dayatmalara karşı olmaları lazımdır.

 Hukukun manevi olgusunu oluşturan alt yapının,yani toplumun kendisi, sosyal yaşamı ve değerleri de gözardı edilmemelidir. Bu alt yapının ışığında maddi olguyu oluşturan yasaların, iş bilir yasa yapıcılar tarafından binbir dikkat ve itina ile düzenlenmesi gerekir. Yasaların ütopik düğümleyici değil,gerçekçi çözümleyici olmasına azami özen gösterilmelidir. Nitekim bazı ülkelerde aşırı bürokrasinin kaynağı olarak,dokuya ve toplumun ortak değerlerine uymayan spastik ve iğreti yasalar gösterilmektedir.

Toplum düzeninin denge noktasını oluşturan hukuktaki arazlar giderildiği takdirde, içinde bulunduğumuz kaygan zeminden kendimizi kurtaracağımıza ve önceden çizilmiş ideal rotasında hareket eden ve ayakları yere sağlam basan bir millet olarak, değişen küresel dengelerdeki yerimizi gözden geçirmeye ve uygar milletler arasında söz sahibi olmaya başlayacağımıza inanıyorum. Bundan böyle kendi kendisi ile didişen ve başımızı sadece kendi insanına olan güvensizlikle içe değil, gücüne, tarihine ve insanına güvenerek dışa da çevirebilen ve etrafına kayıtsız bir ülke olma konumundan kendisini sıyırmış,etkin bir devlet olarak  ve yepyeni bir kimlikle, tarih sahnelerinde yeniden başrol oynamaya hazır hale gelmiş olacağız demektir.

Tüm bunları şunun için anlatıyorum. Bugün, bir entelektüel ve aynı zamanda bir bilim adamı hüviyetine bürünmüş olan hukukçular, toplumsal, kurumsal ve global gelişmeye tenkit ve muhakeme varyasyonları ile katkı sağlayan baş aktör konumundadırlar. Günümüz dünya devletlerinin tamamında bu inkar edilemeyen bir gerçekliktir. İyi hukukçu sadece mevzuatı bilen ve uygulayan uzman kişi olmanın yanında bir birey ve vatandaş olarak da ve bir sosyolog gözlemciliği ile toplumun değer ve yargılarını iyi incelemeli, insan ve toplum psikolojisini de çok iyi bilmelidir. Ayrıca memleket ve dünya meselelerini oluşturan gündemi çok iyi takip etmelidir. Bundan başka fenni ve teknolojik gelişmeyi de izlemeli ve en azından yabancı bilimler hakkında fikir sahibi olabilmektedir. Çünkü hiçbir bilim dalı, hukuk bilimi kadar diğerleri ile birebir ilgili değildir. Hukukçunun eleştirisi engellenmemeli, yol gösterici kabul edilmeli ve siyasal etki altında siyasal amaçlara alet edilmemelidir.

İyi hukuk ve kaliteli hukukçu ideali için gereken bütün hukuki reformların bir an önce yapılması gerekmektedir.

Hukukta yapılacak en önemli reform, başta da söylediğim gibi, hukukun siyasallaşmasının engellenmesidir. Bundan sonra temel hukuk eğitimi ve takiben pratik hukukla birlikte mesleğin konum ve vakarına uygun ahlaki ve sosyal gelişiminin ve bilincin de sağlanması gerekir. Ayrıca tüm bunlar yapılırken kalitenin düşürülmemesi için yoğun çaba gösterilmelidir.

Uluslararası hukuk açısından da önemli olduğuna inandığım birkaç cümle sarfetmek gerektiği kanısındayım. Hızla gelişen ve küreselleşen dünyanın ortak hukuk dili, evrensel nitelikte ve uluslarası alanda işlerliği ve geçerliliği olan yeni kurallar geliştirilmiştir. İnsan hakları, demokrasi, yaşama hakkı, fikirleri açıklayabilme hürriyeti, savunma hakkının genişletilmesi vs. alanlarında bugün devletler arasında yapılan anlaşmalar, bildiriler vs. neticesinde, bugün bu alanlarda görev yapmak üzere oluşturulan ve devletler üstü nitelikte kuruluş ve komisyonlar, bir başka devleti denetleyebilmekte, soruşturma açılmasına karar verebilmekte ve hatta bir devlet uluslar arası arenada mahkum edilebilmektedir.

Tüm bu gelişmeler de göstermektedir ki, milli hukuk dışında sınırlarını aşmış evrensel hukuk kültürü olgusu da gelişmiştir. Ülkemizde son yıllarda yapılmak istenen hukuk reformlarının itekleyici nedeni de budur. Ama maalesef, tüm bu samimi çalışmalara rağmen, etkin hukuki reformların yapılabildiğini söylemek son derece güç. Bugün insan hakları mahkemesinde, genelde evrensel hukukun, özelde insan hakları ihlallerinden dolayı aleyhine dava açılan ülkelerde kırılması güç bir rekora imza atmak üzeredir. Üzülerek söylemeliyim ki tüm bu davaların hepsinde ülkemiz temsil edilmemekte ve yargılama gıyapta yapılıp hüküm verilmektedir. Oysa bugün gelişmiş ülkeler, Avrupa Hukuku, Anglo-Sakson hukuku ve evrensel hukuk alanında uzmanlaşmış hukukçuların yetişmesine büyük önem vermekte ve bu hukukçular vasıtası ile kendilerini temsil ettirmektedirler.

Devletimizin, hukuk ve hukuk bilimi adına hukukçu kimliğini taşıyan tüm hukukçulara gereken önem ve kolaylığı göstermesi gerektiğine, hukukçu olarak da bulunduğumuz sosyal konum ve mesleğin özelliğine göre, beklentilerin gereğinin yerine getirilmesi gerektiğine ve bu alanda katedilecek yolda önümüzdeki dikenli engelleri büyük bir özveri ve sabırla aşacağımıza inanıyorum.

Hukukta yapılmak istenen bilinçli ve yapısal reformlara devam edildiği müddetçe arzuladığımız hedeflere ve toplumsal huzura kavuşacağımız kuşkusuzdur. Neticede bununla varılmak istenen temel sonuç; tüm gerçekliğin ve maddi ve manevi olguların ana çekirdeği hukuk ve onun biricik ide'si adalettir. Tıpkı konfiçyüs'ün dediği gibi;

“Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan herşey onun çevresinde döner”

Merak ve ümitle bekliyoruz.

 
  Yazar: Av. Ramazan ARSLAN (Konya Barosu) Okunma sayısı: 5834
   
Üye Girişi

Şifre:

 


Haftanın Karikatürü


Anket

CUMHURBAŞKANI KİM OLSUN ?

Toplam Oy : 496

 
 
2007-20010 © Huder.org